a head - Türkçe İngilizce Sözlük

a head

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

"a head" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 1 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
a head zf. kişi başına

"a head" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
office of a head clerk i. başkatiplik
head of a boil i. çıban başı
a roof over one's head i. başını sokacak bir yer
head official of a district i. kaymakam
razor with a movable (shaving) head i. oynar başlıklı
a roof over one's head i. başını sokacak bir dam
a head-on collision i. kafa kafaya çarpışma
a buck of the first head i. olgunluğa ulaşmış beş yaşında geyik boynuzu
head on a spike i. kazığa oturtulmuş kelle
head on a spike i. kazığa oturtulmuş kafa
have a swollen head f. burnu büyümek
have a good head on one's shoulders f. sağduyu sahibi olmak
not to touch a hair of someone's head f. kılına dokunmamak
come to a head f. sona ermek
bring matters to a head f. çıbanın başını koparmak
come to a head f. baş vermek
put a price on somebody's head f. başına ödül koymak
come to a head f. çıkmak
come to a head f. doruğa ulaşmak
have a good head on one's shoulders f. aklı başında biri olmak
have a good head on one's shoulders f. çok zeki olmak
come to a head f. son noktaya varmak
bring to a head f. karar noktasına getirmek
come to a head f. dönüm noktasına varmak
suffer from a swollen head f. küçük dağları ben yarattım demek
set a price on someone's head f. aranılan bir kimsenin kellesine fiyat biçmek
give a head start f. avantaj vermek
win by a head f. bir baş farkı ile kazanmak
win by a head f. bir baş farkıyla kazanmak
come to a head f. doruk noktasına ulaşmak
come to a head f. son haddine varmak
(not) harm a hair of somebody's head f. birinin kılına bile dokunmamak
throw a hood over one’s head f. kafasına çuval geçirmek
throw a hood over one’s head f. başına çuval geçirmek
hold a gun against one's head f. birinin kafasına silah dayamak
reah a head f. iyice kızışmak
reah a head f. doruk noktasına gelmek/ulaşmak
be in a head-on collision f. bir araçla kafa kafaya çarpışmak
put a gun to somebody's head f. birinin kafasına tabanca dayamak
hold a gun to somebody's head f. birinin kafasına tabanca dayamak
go over the head of a person f. üst makamdan birine itiraz etmek
wearing a head scarf s. başörtülü
having a round head s. toplu
Atasözü
he wears a ten dollar hat on a five cent head kel başa şimşir tarak
he wears a ten dollar hat on a five cent head eşeğe altın semer vursan yine eşektir
better be the head of a dog than the tail of a lion ata kuyruk olmaktansa fareye baş olmak yeğdir
uneasy lies the head that wears a crown büyük başın derdi büyük olur
still tongue makes a wise head az konuş öz konuş
still tongue makes a wise head söz gümüşse sükut altındır
a fish rots from the head down balık baştan kokar
heavy hangs the head that wears a crown büyük başın derdi büyük olur
better be the head of a dog than the tail of a lion bir boğanın kuyruğu olmaktansa bir tavuğun başı ol
better be the head of a dog than the tail of a lion daha mütevazı da olsa kendi işinin patronu olmak, başkasının yanında çalışmaktan daha iyidir
better be the head of a dog than the tail of a lion öküz ayağı olmaktansa buzağı başı olmak yeğdir
you can't put a wise head on young shoulders genç birinden yaşlı birinin yapacağı sağduyulu muhakemeyi bekleyemezsin
you can't put a wise head on young shoulders genç birinden yaşlı birinin görmüş geçirmiş tavrını bekleyemezsin
you can't put a wise head on young shoulders genç birinden yaşlı birinin deneyimini bekleyemezsin
a still tongue makes a wise head söz gümüşse sükut altındır
a still tongue makes a wise head az konuş öz konuş
a fish stinks from the head down balık baştan kokar
he wears a $10 hat on a five-cent head eşeğe altın semer vursan yine eşektir
he wears a $10 hat on a five-cent head kel başa şimşir tarak
uneasy is the head that wears a crown büyük başın derdi büyük olur
Konuşma Dili
a swelled head i. kibirli
a swelled head i. burnu büyümüş
a swelled head i. burnu büyük
a head start i. daha avantajlı başlama
a head start i. diğerlerinden daha iyi başlama
a bone in your leg (or head) i. uydurma gerekçe
a bone in your leg (or head) i. uydurma mazeret
a bone in your leg (or head) i. bahane
a big head i. burnu havada
a big head i. burnu büyük
a big head i. havalara girmiş
a big head i. götü kalkmış
a big head i. kibirli
a big head i. kendini bir şey sanan
keep a level head f. mantıklı olmak
keep a level head f. ne yapacağını bilmek
keep a level head f. mantıklı kararlar vermek
keep a level head f. sakin olmak
keep a level head f. soğukkanlı olmak
keep a level head f. soğukkanlılığını muhafaza etmek
a head start f. avantajlı başlamak
a head start f. bir sıfır önde başlamak
give someone a big head f. birinin götünü kaldırmak
give someone a big head f. birine aşırı biçimde yalakalık yapmak
give someone a big head f. birinin havalarına girmesine neden olmak
give someone a big head f. birini aşırı şekilde havalara sokmak
like a bear with a sore head expr. aksi
like a bear with a sore head expr. huzursuz
like a bear with a sore head expr. huysuz
like a bear with a sore head expr. sinirli
like a bear with a sore head expr. sol tarafından kalkmış
keep your head on a swivel expr. gözünü dört aç
Deyim
a bald head and boxwood comb do not go together i. kel başa şimşir tarak
a head of steam i. (bir işin yapılması için gerekli olan) enerji
a head of steam i. iş yapma arzusu veya hevesi
a roof over your head i. başını sokacak bir ev
a big-head i. ukala
a big-head i. bilmiş
a sudden rush of blood to the head i. beyne kan sıçraması
a rush of blood to the head i. beyne kan sıçraması
a sword of damocles hangs over somebody's head i. başının üstünde demokles'in kılıcının sallanması
a cool head i. soğunkanlılık
a cool head i. sakin kafa
a bean head i. mankafa
a light bulb goes off in (one's) head i. kafada şimşek çakması
a light bulb goes on in (one's) head i. kafada şimşek çakması
a bone in your leg (or head) i. üşengeçlik yüzünden uydurulan anlamsız bahane
a sore head i. (özellikle akşamdan kalmalık yüzünden hissedilen) baş ağrısı
a bone in your leg (or head) i. uydurma mazeret
a light bulb goes off in (one's) head i. aklına birden fikir gelmesi
a bean head i. budala
a light bulb goes on in (one's) head i. aklına birden fikir gelmesi
a bean head i. ahmak
a sore head i. kafası nal gibi olma
a sore head i. başının içinde fillerin tepişmesi
a bean head i. kalın kafalı
a bean head i. hapçı
a sore head i. humar
a bean head i. müptezel
a hard head i. söz dinlemeyen kimse
a hard head i. kafasının dikine giden kimse
a hard head i. esnek olmayan kimse
a hard head i. inatçı kimse
a (sudden) rush of blood (to the head) i. (bir anda) sigortaları atma
a (sudden) rush of blood (to the head) i. (bir anda) tepesi atma
a head-scratcher i. muamma
a head start (on something) i. (bir şeye) diğerlerinden erken başlama
a head start (on something) i. (bir şeye) diğerlerinden önce başlama
a head start (on/over somebody) i. (birine karşı) bir sıfır önde başlama
a head-scratcher i. çok karmaşık şey
a head start (on something) i. (bir şeye) önceden başlama
a head start (on/over somebody) i. (birine karşı) avantajlı başlama
a head start (on something) i. (bir şeye) erken başlama
a head-scratcher i. zor bir sorun/bulmaca/bilmece/gizem
a head-scratcher i. kafa karıştırıcı şey
a price on (one's) head i. (birinin) başına koyulan ödül
a price on someone's head i. birinin kellesine biçilen fiyat
a price on someone's head i. birinin başına koyulan ödül
a price on head i. kellesine biçilen fiyat
a price on head i. başına koyulan ödül
a price on (one's) head i. (birinin) kellesine biçilen fiyat
a roof over your head i. barınabilecek bir yer
a rush of blood to the head i. gaza gelme
a roof over your head i. başını sokacak bir dam/çatı
a rush of blood to the head i. galeyana gelme
a roof over your head i. başını sokacak bir yer
a thick head i. kafası taş gibi olma